Bazen insan düşünüyor eğer şu kayıt cihazları olmasaydı ne olurdu diye, nasıl izlerdik canım güzel filmleri acaba... Tabi onlar olmasa bu seyir şeysi de olmazdı... Filmimiz ise 1980 yapımı "The Elephant Man"... Yönetmenimiz ise "dahi" David Lynch.. David Lynch'in ilk iki filmi bir deformansyon üzerinedir. İlk filmi olan "Eraserhead" da, Lynch bir babanın deforme olan çocuğu ile hesaplaşmasını konu alır...Eraserhead Amerika sineması için çok nadir bir yeraltı sineması örneği oluşturur, New York'da bir sinema da yıllarca gece seanslarında gösterilir...
Bu deforme öykü daha sonra "Mel Brooks" yapımı olan "Elephant Man (Fil Adam)" filminin yönetmenliği getirir. Belki de Lynch'in en steril, en başarılı başyapıtlarından biri ortaya çıkar. Fil Adam, öyküsünü 19. yüzyılda İngiltere'de "klinik hadise" olarak kayıtlara geçen yaşanmış bir hayattan alır. Filmimiz ise Vitoria dönemi İngiltere'sinde vucudunda çok büyük deformansyon olan "John Merrick"in öyküsüdür. Merrick, bir sirk sahibi tarafından şehir şehir dolaştırılarak sergilenmektedir. Hayatı boyunca hep kendine bir ucube ya da hayvan gibi davranılmış o da bunu kanıtsamıştır.
Bir gün sirki görmeye gelen bir doktor tarafından, hastaneye götürülür... Dr. Traves, belki ilk kez bu kadar deforme bir insan ile karşılaşır, onu hastaneye götürür ve tedavi etmeye karar verir. Bir geri zekalı damgasını yiyen "Fil Adam" yüzünün arkasında zeki ve duyarlı bir insan olduğunu fark eder. Merrick, belki maruz kaldığı hareketler sonrasında, kendini içerisine kapatmış herşeyden arınmış sadece yaşayan bir canlıya dönmüştür. Dr. Treves'den gördüğü ilgi onu yaşayan bir canlıdan çok bir insan olduğu hatırladır. Artık kendini, insanların zulmunden arındırmış, belki insanları iyi şeyler olduğu sanmış ve kendini de onlardan biri olarak görmüştür.
Ama, Merrick insanların tekrar o vahşi ve acımasız yüzleri le karşı karşıya gelir. Ona bu dünya haramdır. Toplum böyle bir ucubeyi, değişimi kabul edecek bir yapıda değildir. Viktorya İngiltere'sinde oluşan zengin ve sefa düşkünü bir kesin ile yoksul bir kesimin tam ortasında kalır Merrick... Aslında hangisi insandır ya da daha insandır o da tam olarak karar veremez.
David Lynch'in siyah-beyaz olarak çektiği bu humanist film, insanın en katı duygularını bile yumuşatıyor. David Lycnh, Fil Adamı bize sadece fiziksel olarak değil, hiç dünyası ile de anlatıyor. Bu deforme olmuş, iri yapıyı şeyin aslından ne kadar duygusal bir insan olduğu anlıyoruz. Belki o saldırıya uğrayınca bu yüzden yıkılıyoruz, saldırganlara kin besliyoruz, yapma Merrick diyoruz...Film böylece bir deforme ucube hikayesinden, toplumun değişim, kendinden farklı olana tavrı üzerine ilerliyor. Bu zavallı ile aramıza sağlam bir bağ kuruyor.
Filmde kullanılan Fil Adam makyajı çok başarılı olunca Akademi bunu değerlendirmek gerek diyor ve o yıl Oscar'lara "en iyi makyaj" diye bir ödül ekleniyor. David Lynch bu filmden sonra vucud deformansyonunu bırakıp, bilinçaltı deformansyonuna giriyor ve iki çok iyi filmden sonra daha da bu işlere dönmüyor. "John Hurt" sadece gözlerinde ki ışıntı ile bile çok keskin bir oyunculuk ortaya koyuyor...
Gelelim yazının başında ki kayıt cihazları olayına.. Malum filmin bir DVD'si mevcut.. Saga'da çıkan DVD'nin kartonet bir kabı var.. Fazla ekstrası yok, ilgi çekici bir "Fil Adam'ın Sırları" diye bir bölüm mevcut.. Görüntü de pek iç açıcı değil ama bu başyapıtı görmek için çok iyi.. Gelenektir, bütün "Fil Adam" yazılarında mutlaka 1932 yapımı "Tod Browning" yapıtı olan "Freaks" anlır, eğer böyle deforme şeylere meraklı iseniz mutlaka görülmesi gereken bir filmdir diyerek bizde analım...
Bu deforme öykü daha sonra "Mel Brooks" yapımı olan "Elephant Man (Fil Adam)" filminin yönetmenliği getirir. Belki de Lynch'in en steril, en başarılı başyapıtlarından biri ortaya çıkar. Fil Adam, öyküsünü 19. yüzyılda İngiltere'de "klinik hadise" olarak kayıtlara geçen yaşanmış bir hayattan alır. Filmimiz ise Vitoria dönemi İngiltere'sinde vucudunda çok büyük deformansyon olan "John Merrick"in öyküsüdür. Merrick, bir sirk sahibi tarafından şehir şehir dolaştırılarak sergilenmektedir. Hayatı boyunca hep kendine bir ucube ya da hayvan gibi davranılmış o da bunu kanıtsamıştır.Bir gün sirki görmeye gelen bir doktor tarafından, hastaneye götürülür... Dr. Traves, belki ilk kez bu kadar deforme bir insan ile karşılaşır, onu hastaneye götürür ve tedavi etmeye karar verir. Bir geri zekalı damgasını yiyen "Fil Adam" yüzünün arkasında zeki ve duyarlı bir insan olduğunu fark eder. Merrick, belki maruz kaldığı hareketler sonrasında, kendini içerisine kapatmış herşeyden arınmış sadece yaşayan bir canlıya dönmüştür. Dr. Treves'den gördüğü ilgi onu yaşayan bir canlıdan çok bir insan olduğu hatırladır. Artık kendini, insanların zulmunden arındırmış, belki insanları iyi şeyler olduğu sanmış ve kendini de onlardan biri olarak görmüştür.
Ama, Merrick insanların tekrar o vahşi ve acımasız yüzleri le karşı karşıya gelir. Ona bu dünya haramdır. Toplum böyle bir ucubeyi, değişimi kabul edecek bir yapıda değildir. Viktorya İngiltere'sinde oluşan zengin ve sefa düşkünü bir kesin ile yoksul bir kesimin tam ortasında kalır Merrick... Aslında hangisi insandır ya da daha insandır o da tam olarak karar veremez.
David Lynch'in siyah-beyaz olarak çektiği bu humanist film, insanın en katı duygularını bile yumuşatıyor. David Lycnh, Fil Adamı bize sadece fiziksel olarak değil, hiç dünyası ile de anlatıyor. Bu deforme olmuş, iri yapıyı şeyin aslından ne kadar duygusal bir insan olduğu anlıyoruz. Belki o saldırıya uğrayınca bu yüzden yıkılıyoruz, saldırganlara kin besliyoruz, yapma Merrick diyoruz...Film böylece bir deforme ucube hikayesinden, toplumun değişim, kendinden farklı olana tavrı üzerine ilerliyor. Bu zavallı ile aramıza sağlam bir bağ kuruyor.
Filmde kullanılan Fil Adam makyajı çok başarılı olunca Akademi bunu değerlendirmek gerek diyor ve o yıl Oscar'lara "en iyi makyaj" diye bir ödül ekleniyor. David Lynch bu filmden sonra vucud deformansyonunu bırakıp, bilinçaltı deformansyonuna giriyor ve iki çok iyi filmden sonra daha da bu işlere dönmüyor. "John Hurt" sadece gözlerinde ki ışıntı ile bile çok keskin bir oyunculuk ortaya koyuyor...Gelelim yazının başında ki kayıt cihazları olayına.. Malum filmin bir DVD'si mevcut.. Saga'da çıkan DVD'nin kartonet bir kabı var.. Fazla ekstrası yok, ilgi çekici bir "Fil Adam'ın Sırları" diye bir bölüm mevcut.. Görüntü de pek iç açıcı değil ama bu başyapıtı görmek için çok iyi.. Gelenektir, bütün "Fil Adam" yazılarında mutlaka 1932 yapımı "Tod Browning" yapıtı olan "Freaks" anlır, eğer böyle deforme şeylere meraklı iseniz mutlaka görülmesi gereken bir filmdir diyerek bizde analım...
Yorumlar
Yorum Gönder